Syriza Paradoksu ve Podemos
…
4 pages
1 file
Sign up for access to the world's latest research
Abstract
İspanya'da 8 aydır hükümet yok. Geçtiğimiz hafta, merkez sağda yer alan Halk Partisi'nin (PP) azınlık hükümeti kurma girişimi yine sonuçsuz kaldı. Ülke bir yıl içinde üçüncü kez genel seçimlere gitmeye hazırlanıyor. Yani tam bir siyasi kilitlenme durumu var. Ancak bu süre, beklendiği gibi ekonomik sorunların daha ağırlaşmasına ve hatta yeni bir ekonomik krizin tetiklenmesine yol açmadı. Aksine, şaşırtıcı biçimde, İspanya ekonomisinde uzun süredir görülmeyen yıllık yüzde 3'ün üzerinde bir büyüme performansı yakalandı. Peki, nasıl oluyor da bu siyasi kilitlenme ortamında ekonomik başarı görülebiliyor?
Related papers
İDEOLOJİ VE İDEOLOJİK ELEŞTİRİ PARADOKSUNDA SİNEMA, 2020
Devletin ideolojik araçlarından biri olarak karşımıza çıkan sinema, aynı zamanda içerisinde muhalif değerler barındırmakta ve egemen ideolojileri sorgulama imkânı vermektedir. Geleneksel söylemlerin yeniden üretilip meşrulaştırılmasında büyük rol üstlenen Hollywood sinemasında dahi var olan sistemi sorgulayan muhalif filmler yer almaktadır. Çalışmada, Hollywood sinemasında eleştirel unsurlar barındıran filmlerin olduğuna dikkat çekilerek sinemanın salt bir ideolojik araç olmadığını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Hollywood sineması içerisinde yer almakla birlikte, egemen sistemi eleştiren ve ideolojik eleştiri yapan bir film olması sebebiyle Yaşıyorlar (John Carpenter, 1988) filmi bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Film, nitel araştırma yöntemi ve ideolojik eleştiri yaklaşımıyla incelenmiştir. Çalışma sonucunda sinemanın gerçekliği yeniden üreterek egemen ideolojilere hizmet eden bir araç olmasının yanı sıra, egemen ideolojilerin sorgulandığı bir araç olduğu ve sinemanın, ana akım sinema içerisinde ideolojik bir mücadele aracı olarak kullanılabileceği saptanmıştır. İçerisinde muhalif değerler barındıran Yaşıyorlar (John Carpenter, 1988) filminde fantastik unsurlar aracılığıyla egemen ideolojilerin sorgulanarak kapitalist sistem eleştirisi yapıldığı tespit edilmiştir.
Amme İdaresi Dergisi, 2018
ÖZ: Bu çalışmanın amacı liderliğin aydınlık ve karanlık yüzlerini bütünsel bir anlayışla açıklayan yeni bir kuramsal model geliştirmek ve böylece liderlik kuramlarının ışığında liderlik fenomenine yeni bir bakış açısı kazandırarak bir tartışma alanı oluşturmaktır. Bu bağlamda mevcut liderlik kuramlarının varsayımları incelenmiş ve lider üye etkileşim kuramından istifade edilerek yeni bir kuramsal liderlik modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen yeni model bir liderin karanlık ve aydınlık davranışlarını bütünsel bir yaklaşımla açıkladığı için paradoksal liderlik modeli olarak tanımlanmıştır. Paradoksal liderlik modeli ile sağlanan kuramsal ve uygulamaya dönük katkılar ile birlikte gelecekte yapılacak çalışmalara nasıl bir yön verilebileceği ve yeni pencereler açılabileceği değerlendirilmiştir. ABSTRACT: The aim of this research is to develop a new theoretical leadership model, which explains the dark and bright sides of leadership with a holistic view, and thereby, to trigger a new debate through bringing in a new perspective to leadership phenomenon in the light of extant theories. In this respect, following a review of historical development process of leadership theories, drawing on LMX theory a new theoretical leadership model was developed. Because it explains dark and bright behaviors of a leader with a holistic view, this new model was defined as paradoxical leadership model. Theoretical and practical implications of paradoxical leadership model, as well as how new avenues will be opened for researchers in the future were discussed.
2019
A) Liberal Demokrasi Krizi B) Demokratik Paradoks Hakkında Değerlendirme C) Radikal Demokrasi Üzerine D) Radikal Demokrasi’nin Dayanakları E) Sonuç
2018
Mimarligin, asina oldugumuz uzun tarihi boyunca mimari yaklasimlar genellikle bir merkez fikri etrafinda bir birey ve dunya tahayyulune sahiptirler. Bu merkez fikri etrafinda anlam, deger ve deneyim bicimleri hem soyut hem de somut olarak insa edilir. Bu merkez fikrine ozgu tasarim dusuncesi ozdeslik/aynilik/kimlik vb. nosyonlar uzerinden isler. En azindan bu nosyonlar herhangi bir mimari mekansallastirma isleminin ugraklaridir ve genel olarak temsil (re-presentation) siyasetine ozgu kavram setini olustururlar. Ikinci Dunya Savas’indan sonra belirmeye baslayan enformasyon toplumlarindaki karmasiklasma ile birlikte bir merkezsizlesme sureci yasanmaktadir. Bu surec mimari yaklasimlar icin de belirleyici olmustur. Ve paradoksal fark ile kastedilen de bu merkezsizlesme surecinde baska bir dunyanin, dusuncenin ve yasam olanaklarinin (tekil ve kolektif) arastirilmasinin pratik-etik bir siyasetidir. Bu yazi artik temsil siyasetinin yetersizlestigi bir donemde beliriveren fark tartismalari ...
The Journal of Academic Social Science Studies, 2017
68 olaylarını konu alan ve “Öncelenen Devrim” (La Révolution Anticipé) başlığını taşıyan yazısında Cornelius Castoriadis (1968), Mayıs eylemlerinin “radikal yeni” niteliğinden dolayı tarihte yeni bir sayfa açtığından bahseder. Castoriadis’e göre 68’de kapitalizm tarafından sıkıştırılmış toplumun yaratıcı potansiyeli patlayıp ortaya saçılmış, kapitalist bürokratik toplumun kurulu tahayyülünden radikal bir kopma gerçekleşmiştir. Gezi direnişinin de benzer bir kopma gerçekleştirdiğinden bahsedebiliriz. Büyük harflerle “Devrim” olmasa da tahayyülde bir devrime yol açan Gezi ayaklanması, Türkiye’de 12 Eylül darbesi sonrası süreçte yeniden kurulmaya başlayan ve 2000’li yıllardan bu yana baskıcı, kapsayıcı ve kıstırıcı niteliğinden dolayı gittikçe kapanan toplumsal tahayyülde bir yarık açtı.
ÇAĞDAŞ MİMARLIK ARAŞTIRMALARI, Dakam., 2020
ÖZET Bu yazıdaki amacım perspektifteki kaçış noktasını ’patafizik yollarla sorunlaştırmak ve orijinizm adını verdiğim yöntemin potansiyellerini göstermek. Orijinizm –uygulaması karmaşık olsa da– saptanan bir veya birkaç kaçış noktasına, bir planın veya plan parçasının tüm çizgilerinin yöneltilmesinden ibarettir. Planda kaçış noktaları varsaymak paradoksal olmakla beraber ilham verici olabilir. Bu işlem mimari işlev ve anlam ilkeleri gözetilmeden uygulanır. Ancak algoritma mekanik bir işlemden ibaret değildir: “Klinamen” ya da “tasarımcının yorumu” aşamasında, sonuçlar değerlendirilip gerekli görülen değişiklikler yapılabilir. Bir temsil aracı olarak mimari perspektif faydacı bir araçtır ve mimarlık tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu arka plana bakabilmek için önce Erwin Panofsky’nin perspektif anlayışıyla Pavel Florenski’nin “tersten perspektif” kavramını karşı karşıya getirerek felsefi bir tartışma yapmayı denedim. Bu karşıtlıkta Panofsky kaçış noktasının tekilleşmesinin bilimsel önemine parmak basarken Florenski kurallı perspektife karşı çıkar. Bu tartışmadan sonra, Lucretiusçu klinamen kavramını kerteriz alarak sapmanın kurucu potansiyeline dikkat çekmeye çalıştım. Klinamen (sapma), ’patafiziğe (hayali çözümler bilimine), oulipo’ya (potansiyel edebiyat atölyesine), Pomi’ye (potansiyel mimarlık atölyesine) aynı anda açılan bir kapıdır; ki bu makale bu üç pratiği birbirine bağlama iddiasındadır. Orijinizm, Pomi’nin icatlarından biridir. Pomi, 2002 yılında Oulipo’dan esinlenerek başlattığım bir mimarlık atölyesidir. Orijinizmle, ’patafiziğin temelini oluşturan istisnailiğe erişilir: Plandaki sistematik çarpıtma işlemi beklenmedik düzeyde istisnai bir durum yaratır; öyle ki planın yeni hali üzerinde birçok mekânsal gözlemde bulunulabilir. Tarihsel olarak Oulipo’nun yöntemleri mimarlığa da ilham vermiştir. 1960 yılında bir grup matematikçi, yazar, şair, bilim insanı ve sanatçının bir araya gelerek “kısıt altında yazı”nın olanaklarını araştırmaya başlamasından neredeyse altmış yıl sonra, “kısıt altında mimarlık” yapmanın Pomi’de benzer bir potansiyele işaret ettiği söylenebilir. Kısıt kullanmak, belli bir olanağı kasten askıya alarak matematiksel yollarla beklenmedik sonuçlara ulaşmayı içerir ve birçok farklı uygulamadan oluşur. Pomi’den önce mimarlık alanında kısıt konusunda ciddi deneylerin pek yapılmamış olması şaşırtıcıdır. Böylece Pomi mimarlık eğitiminde son birkaç yıl içinde yepyeni bir alan oluşturmuştur; kendi işlemlerini icat ederek ilk uygulamalarını yapmaya ve çarpıcı sonuçlar almaya başlamıştır. Mimari perspektifte gözden çıkarak çizime yönelen ışık, çizimden çıkarak göze yönelse ne olurdu? Bu soruyla beraber Alfred Jarry’nin ilk kez yirminci yüzyılın başlarında ortaya attığı ’patafiziğin, yani hayali çözümler biliminin mimarlık alanındaki izdüşümlerini, perspektif kavramını çarpıtarak temellendirmeyi denedim. Orijinizm yöntemi, plan düzlemine yerleştirilen hayali kaçış noktalarıyla planın yeniden şekillenmesini temel alan matematiksel bir prosedürdür ve bir dizi ölçümsel işleme bağlı bir algoritmadır. Pomi’de önce mimari planda, sonra da kent ölçeğinde yapılan birkaç tasarım deneyi, orijinizm’in mimarlık alanında hem mizahi hem oyuncul hem de potansiyel bir tasarım aracı olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Potansiyel Mimarlık İşliği (Pomi), Oulipo, ’Patafizik, perspektif, kısıt altında mimarlık.
History Studies International Journal of History, 2018
Fırkası'na taarruz ederek Gediz'i kurtarma teklifi ile Genelkurmay Başkanlığı'na müracaat etmiş ve teklifin kabul görmesiyle 24 Ekim'de Gediz Taarruzu gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar taarruz sonucunda Gediz Yunanlılardan temizlenmiş ve Türk güçlerinin eline geçmişse de bu taarruzun başarılı olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Ancak Gediz Taarruzu'nun asıl önemli özelliği, başarı ya da başarısızlığından ziyade, doğurduğu askeri ve siyasi sonuçlardır. Zira bu taarruz bir yandan kuva-yı milliye ile düzenli ordu birlikleri arasındaki gerginliği ve güven bunalımını; diğer yandan ise Batı Cephesi Kumandanının bölgedeki kuva-yı milliye birlikleri üzerinde etkili olamadığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Nitekim Gediz taarruzundan sonra kuva-yı milliye birliklerini lağvetme ve düzenli orduyu kurma çalışmaları hız kazanırken, Ali Fuat Paşa da Batı Cephesi Komutanlığından alınarak Moskova'ya elçi olarak gönderilmiştir. Bu makalede; Gediz Taarruzu'nun hazırlık ve uygulama süreci belgelere dayalı olarak irdelenecektir. Böylece taarruzun başarılı olup olmadığını sorusuna cevap bulabilmek ve taarruz sonrası yaşanan gelişmelerin nedenlerini aydınlatabilmek amaçlanmaktadır.
Umit Akcay