emek, sermaye ve mekân üretimi
zonguldak
kömür havzasında
amele köyleri projeleri
EMEK TARİHİ
dr. nurşen gürboğa
19. yüzyılın ikinci yarısından beri Zonguldak kömür havzası maden ocaklarında
çalışan köylülerinin çoğu, madencilik ile tarım arasında esnek bir çalışma
örüntüsü izledi. Bu yapıyı kırarak “nitelikli işçi yaratmak” için amele köyleri
oluşturma fikri ancak 1930’lu yılların koşullarında rağbet görebildi. Çünkü artan
kömür talebiyle birlikte gelişen işçi arzını karşılayabilmek için emeğin özerk
mekânı olan köyler sermaye tarafından kontrol altına alınmalıydı. Ancak
bu noktada bir “sorun” devreye giriyordu: Kırla bağı kopmuş tam zamanlı
sanayi işçisinin toplumsal düzeni ve istikrarı tehdit etme potansiyeli.
kömür havzalarına
mekânsal bir bakış
Toplumlar belirli mekânsal\coğrafi
bağlamlar içinde var olur ve toplum-
sal süreçler, tarihsel olduğu kadar
mekânsal süreçlerdir. Mekân, top-
lumsal ilişkilerin üzerinde cereyan
ettiği verili, edilgin ve hareketsiz
bir sahne olmaktan çok, çeşitli top-
lumsal aktörlerin etkinlikleri tara-
fından üretilen ve eşzamanlı olarak
bu etkinlikleri biçimlendirip düzen-
leyen dinamik ve akışkan aktörler-
den biridir. Kapitalizmin siyasi ve
iktisadi olduğu kadar mekânsal bir
sistem olarak da işlediği düşünü-
lürse, varlığını ve yeniden üretimi-
ni sermayenin değişen niteliğine ve
taleplerine yanıt veren yeni mekân-
lar\ coğrafyalar ve toplumsal ilişkiler
üretmeye borçlu olduğu söylenebi-
lir. Küreselleşmenin, gerek 19. yüz-
yılda gerekse 21. yüzyılın şafağında
sermayenin değişen niteliği ve yeni
ihtiyaçlarına eşlik eden muazzam
Lambası ve
küreği ile ocak bir dizi siyasi, iktisadi ve toplum-
ağzında bir sal dönüşümün yanı sıra mekânsal
amele, tarihsiz. bir dönüşümü de içermesi, dahası,
Aksi belirtilmediği kavramın kendisinin mekânsallığı
sürece bütün görsel
58 malzemeler Mehmet şaşırtıcı değil. Kuşkusuz toplumsal
Atalı koleksiyonundan
alınmıştır. tarihsel dönüşümlerin nihai şekli-
TOPLUMSAL TAR‹H 164 AÐUSTOS 2007
ni farklı mekânsal projelere sahip yerleşim birimleri meydana geldi. mekânlardan biridir. 19. yüzyılın ikin-
farklı toplumsal aktörler arasındaki Maden işletmeleri emek-yoğun ci yarısından bu yana havza ocakla-
çekişme ve mücadele belirleyecek- üretimin ihtiyaç duyduğu işgücünü rında yeraltı üretim işlerinde çalışan
tir. Kapitalizmin yenilerini üretmek sağlamak, istikrarlı hale getirmek, havza köylülerinin çoğu yaşamlarını
üzere nüfuz ettiği mekânların da disipline etmek ve yeniden üretimini köylerinde sürdürerek, madencilikle
farklı toplumsal ilişkilerce haliha- garantilemek üzere çeşitli istihdam geçimlik tarım arasında esnek bir
zırda üretilmiş olduğu düşünülürse, yollarına ve sosyal politika tedbir- çalışma örüntüsü izlediler. Osmanlı
yeni mekânlar üretilmesi sürecinin lerine başvurdular. Bunlardan biri ve Türkiye toplumunun yaşadığı
Devletin kömür gereksinimini karşılayan işgücü ihtiyacı, 1867 tarihli Dilaver Paşa
Nizamnamesi’nin Ereğli Sancağı’nın 14 kazası ve köylerinde yaşayan 13 ile
50 yaş arasındaki erkeklere yüklediği iş mükellefiyeti ile karşılandı.
Böylece havzada bölgesel kökene dayalı bir işbölümü ve özgür işgücü ile özgür
olmayan işgücünün karışımı hiyerarşik bir emek piyasası oluştu.
aynı zamanda mekânsal-toplumsal Zonguldak
bir direnişle karşılaşabileceği, bu merkez, kaza
ve köyleri ile
direnişin ise büyük ölçüde yerele ait kömür üretim
olacağı öngörülebilir. Mekânın yeni- merkezlerini
gösterir harita.
den örgütlenişi ile toplumsal ilişki-
lerin yeniden düzenlenişi birbirine Harita Genel
Müdürlüğü Yayını,
içsel olarak derinden bağlı oldu- 1946.
ğu için, bu mücadele aynı zaman-
da mekân üzerinde bir hâkimiyet
mücadelesi ve hâkimiyete meydan
okuyuştur. Tahakküm gibi, meydan
okuyuş da mekânsal bir süreçtir.1
Kömür havzaları, kömür üretiminin
yerel düzeyde yarattığı iktisadi, top-
lumsal ve mekânsal dönüşümleri ve
çeşitli aktörlerin emek-sermaye iliş-
kilerinin düzenlenişi ve mekân üre-
timi üzerindeki mücadelelerini tar-
tışmak açısından verimli bir çerçeve de işletmelerin kendi denetimleri büyük siyasi, iktisadi ve toplumsal
sunmakta. Kömürün yere bağımlılığı, altında şirket kasabaları, mahalleler dönüşümlere rağmen havza köylüle-
coğrafyayı kömür havzaları tarihinin ve benzeri yerleşim birimleri kurma- rinin izlediği esnek çalışma örüntüsü
odağına yerleştirir. 19. yy sanayi ları oldu. Bu tip yerleşim birimleri ve köylerindeki yerleşiklikleri 20. yy
kapitalizminin en kıymetli metala- şirketlere kuşaklar boyunca maden sonuna kadar sürdü. Bu yazı, erken
rından biri olan kömür, bölgeselliği işçisi yetiştiren, varlığını ve geçimini Cumhuriyet döneminde bu örüntüyü
ve emek-yoğun üretim nitelikleri ile madenciliğe bağlamış daimi maden değiştirmeye yönelik arayışları ve bu
bulunduğu bölgelerin coğrafyasını işçisi kitlesi sağladı. Bu yerleşim arayışlardan biri olan Amele Köyleri
hızla dönüştürerek bu bölgelerden birimleri şirketlerin idari, iktisadi, projelerini tartışmayı amaçlıyor.
kömür havzaları denilen yeni bir sosyal ve siyasi denetimleri altında
fiziki, beşeri ve iktisadi mekân ve olmasına karşın, işçilere çalışma ve ereğli’den,
bu mekânla birlikte şekillenen yeni yaşam deneyimlerini paylaşabile- ereğli havza-i fahmiyesine
toplumsal ilişkiler yarattı. Üretim cekleri, bu deneyime dayalı ortak Havzanın tarihi, kömürün bir meta
artışı ve sermaye akışına bağlı ola- kimliklerini sınıf dayanışmasına ve olarak çıkarılmaya başlandığı
rak maden ocakları civarında çoğun- mücadelesine dönüştürebilecekleri 1840’lara kadar uzanır. Kömür, sık
luğu kır kökenli işçilerden ve maden mekânlar olarak da iş gördü. ormanlarla kaplı dağlık bir bölge
işletmelerinin idari ve teknik perso- olan ve küçük derelerle bölünmüş
nelinden oluşan madenci topluluk- Zonguldak kömür havzası da 19. yy 59
vadilerin denize döküldüğü, yanına
ları ve bu toplulukların yaşadığı yeni sanayi kapitalizminin ürettiği yeni
yöresine yüzlerce köyün serpiştiği, ve yabancı sermaye akışının hızlan- ler, yerli yabancı, küçüklü büyüklü
Müslüman ve Hıristiyan sakininin ması ile birlikte köyler ve ocaklar maden işletmelerinin büroları, resmi
ziraat, ormancılık ve tekne yapımı iki farklı toplumsal ve iktisadi ilişki daireler, idareci ve teknik personelin
ile geçindiği, Ereğli’den Amasra’ya ağına tekabül eden iki mekân olarak kaldığı villalar, bekâr evleri, amele
uzanan bu engebeli bölgenin fiziki ve eklemlendi ve birbirini dönüştürerek barakaları, derme çatma kulübe-
beşeri peyzajını hızla dönüştürdü.2 ikisini de kapsayan yeni bir mekân- ler, tenis kortları, amele bakkalları,
EMEK TARİHİ
1869 tarihli Kastamonu vilayet sal- sallığı, havzayı yarattı. okullar, ibadethaneler, kahvehane-
namesinde Kozlu, Zonguldak, Kilimli, ler, fuhuş evleri ve ondan fazla dilin
konuşulduğu heterojen bir madenci
Ocaklarda hasat topluluğu ile gerilerde kalmıştı.6
zamanlarına
göre 1920’lerde üretim koşulları
ayarladıkları
döngülerle ve havza köylülerinin
çalışan çalışma örüntüleri
işçiler, geçici
işçi olarak 1920’lerin ikinci yarısında, ocaklar-
adlandırılıyor-
du. da yeraltı ve yerüstü işlerde çalı-
Öte yandan, şan işçilerin %78’i Zonguldak, Bolu
doğu Karadeniz
ve doğu ve Kastamonu vilayetlerinden, %5’i
Anadolu’dan Ankara’dan, %10’u Trabzon vilaye-
gelenler ayda tinden, %4’ü Erzurum, Erzincan, Van,
kesintisiz 25 gün
çalışarak daha Bitlis, Siirt vilayetlerinden geliyordu.
düzenli ve İş mükellefiyetinin 1921’de kaldırıl-
uzun süreli bir
çalışma masından sonra da havza köylüle-
örüntüsü ri ocaklarda çalışmaya devam etti.
izliyorlardı. Zonguldak ve civar vilayetlerden
Çaydamarı gelen işçilerin önemli bir kısmı ayda
Üretim Bölgesi asgari 2 gün ve azami 25 gün çalışır-
1900’lerin Alacaağzı ve Devrek’i kapsayan bölge Mükellef işçilerle muvazzaf askerler
başları. ken, küçük bir kısmı ise iki ayda bir
Ereğli Kömür Maden-i Hümayunu özgür olmayan işgücünü oluşturur-
olmak üzere 20-25 günlük sürelerle
olarak tanımlanır.3 Kömürün yarattı- ken, az sayıda yabancı uyruklu işçi,
çalışıyordu. Ocaklarda ekim ve hasat
ğı iktisadi dönüşüm, yarım asırda bu idari ve teknik personel ile impa-
zamanlarına göre ayarladıkları dön-
bölgeden “havza-i fahmiye” denilen ratorluğun çeşitli bölgelerinden
gülerle çalışan ve ocaklar civarında
yeni bir mekân ve havza köylerinden gelen işçiler özgür işgücünü oluş-
geçici olarak ikamet eden bu işçiler,
ve dışından gelen işçiler, maden- turdular. Havza köylüleri iş mükel-
çalışma örüntülerinden dolayı geçi-
ciler, teknik ve idari personel ile lefiyeti gereğince yeraltı üretiminde
ci işçi olarak adlandırılıyordu. Öte
heterojen bir madenci topluluğu ve çalıştırıldı ve zamanla bu işlerde
yandan, doğu Karadeniz ve doğu
yeni toplumsal ilişkiler üretti. uzmanlaştılar. Yeraltı hazırlık işle-
Anadolu’dan gelenler ayda kesin-
ri ile çeşitli yerüstü işlerinde ise
tisiz 25 gün çalışarak daha düzenli
Devletin kömür gereksinimini kar- çoğunluğu doğu Karadeniz ve doğu
ve uzun süreli bir çalışma örüntü-
şılayan ocakların yeraltı işgücü Anadolu vilayetlerinden gelen ser-
sü izliyorlardı.7 Bu işçiler de belli
ihtiyacı, 1867 tarihli Dilaver Paşa best işçiler çalıştırıldı.5 Bu işçiler
dönemlerde memleketlerine giderek
Nizamnamesi’nin Ereğli Sancağı’nın havza köylülerine göre daha uzun
aileleri ile bağlarını sürdürüyorlardı.
14 kazası ve köylerinde yaşayan 13 süreli bir çalışma döngüsü izleyerek
Ancak yerleşim örüntüleri dikkate
ile 50 yaş arasındaki erkeklere yük- zamanla havzanın daimi ve bir kısmı
lediği iş mükellefiyeti ile karşılandı. da nitelikli işçi kadrosunu oluşturdu. alındığında, havza içinden ya da
Mükellefiyetle birlikte, havzada böl- Yabancı uyruklu ve Osmanlı yurttaşı dışından gelen işçilerin önemli bir
gesel kökene dayalı bir işbölümü ve onlarca vasıfsız ve vasıflı işçi liman- kısmı kısa ya da uzun süreli çalışma
özgür işgücü ile özgür olmayan işgü- dan harmanlara, dekovil hatların- döngüleri izleyen kırsal işçiler olarak
cünün karışımı hiyerarşik bir emek dan atölyelere uzanan çeşitli işlerde tanımlanabilir.
piyasası oluştu. İki haftalık rotasyon- istihdam edildiler.
1920’lerde havza köylülerinin geçi-
lu bir çalışma düzenine tabi tutulan
1910’lara gelindiğinde Ereğli, Kozlu, ci çalışma örüntüsü ve kötü yaşam
havza köylüleri ayın belli bir kısmını
Zonguldak, Kilimli, Çatalağzı, Amasra koşulları, havzanın Osmanlı dönemi
ocaklarda, kalanını ise köylerinde
hattında uzanan bölgenin kömür tarihi ile devamlılık gösterir. Yakın
çalışarak geçiriyorlardı.4 Rotasyonlu
öncesi pastoral peyzajı, yüzlerce köylerden işçiler ocaklara günübir-
çalışma düzeni köylülerin geçimlik
kömür ocağı, kömür ve kereste har- lik gelip giderken, uzaktan gelenler
tarımla maden işçiliği arasında esnek
manları, dekovil hatları, liman tesis- çalışma süreleri boyunca ocaklar
60 bir çalışma örüntüsü geliştirmele-
rine yol açtı. Yüzyıl sonunda yerli leri, lavvarlar, atölyeler, tamirhane- civarında yaptıkları derme çatma
kulübelerde, madencilerin sağladık-
TOPLUMSAL TAR‹H 164 AÐUSTOS 2007
ları az sayıdaki amele barakalarında, medi. Maden işçilerinin geçici çalış- yüksek kâr oranları ve niteliksiz işgü-
mevsim uygunsa ağaç diplerinde, ma örüntüsü ve köylerde süren yer- cünün düşük maliyeti, maliyetli sabit
mağara kovuklarında kalıyorlardı. leşimleri, havzadaki düşük maliyetli yatırımları ve mekanizasyonu gerek-
Amele barakalarında işçilerin ne üretim ve emek-yoğun üretim yön- siz kılıyordu. Emek-yoğun üretimde
üstlerine örtecek örtüsü, ne yatacak temleri, niteliksiz işgücü ihtiyacı ve maliyetlerin en önemli kalemini işçi
tahta kereveti, ne de yıkanmaları iç piyasadaki sınırlı kömür talebi ücretleri oluşturmakla beraber bu
için duşlar vardı. İşçiler yaktıkları ile uyumluydu. 1920’lerde Türkiye’de oran o kadar düşüktü ki, üretim
bir ateşin başında başlarının altında büyük kömür tüketicisi sanayi ve maliyetleri mekanizasyonla dahi
bir kerpiçle taş üzerinde uyuyor,
köyden getirdikleri ya da amele dük- Cumhurbaşkanı
kânlarından fahiş fiyatlarla aldıkları İsmet İnönü
maden işçilerini
yiyeceklerle besleniyorlardı.8 Çeşitli denetlerken,
yasal düzenlemeler madencilere işçi 1948.
yurtları ve hamamlar yapma yüküm-
lülüğü getirmişse de geçici işçilere
yönelik kapsamlı bir sosyal politika
uygulanmadı.9
Havza köylülerinin geçici çalışma
örüntüsü ve kötü yaşam koşulları
zaman zaman düşük işçi verimli-
liği ve işgücü darlığı çerçevesinde
eleştiriliyordu. 1920’lerin sonları ve
1920’lerde havza köylülerinin geçici çalışma örüntüsü ve kötü yaşam
koşulları devam ediyordu. Uzaktan gelen köylüler derme çatma kulübelerde,
amele barakalarında, ağaç diplerinde, mağara kovuklarında kalıyorlardı.
Ne örtüleri, ne yatakları, ne de duşları vardı. İşçiler başlarının altına bir kerpiç
koyarak uyuyor, amele dükkânlarından fahiş fiyatlarla aldıkları yiyeceklerle
besleniyorlardı.
1930’ların başlarında çeşitli uzman- ulaştırma sektörlerinin sınırlılığı ve bu kadar düşürülemezdi.13 İşçilerin
larca düzenlenen raporlarda havza- kömür piyasalarında yaşanan dep- geçici çalışma örüntüsü ve geçimlik
da üretimi artırmak, maliyetleri ve resyon havzada üretim koşullarını tarımsal uğraşları işçi ücretlerinin
kömür fiyatını düşürmek için üreti- ve çalışma örüntülerini değiştirecek düşük düzeylerde sürdürülmesini
min mekanizasyonu ve buna uyumlu bir piyasa dinamizmi yaratmıyordu. olanaklı kılıyordu. Köylerin işçile-
daimi ve nitelikli bir işçi kitlesinin Nitekim Fransız sermayeli Ereğli re ve ailelerine sağladığı geçim ve
yaratılması öneriliyordu.10 Raporlara Şirketi, İtalyan sermayeli Türk- barınma olanakları işgücünün yeni-
göre sağlıklı, güçlü ve nitelikli bir Kömür ve İş Bankası’na ait kömür den-üretim maliyetini köye yük-
maden işçisi kitlesi yaratmak için işletmeleri sermaye güçlerine rağ- lüyordu. Üstelik tarımsal üretimle
işçilerin yaşam koşulları iyileştiril- men üretimin koşullarını ve işçilerin madencilik arasındaki bazı koşutluk-
meli, beslenme alışkanlıkları gere- çalışma örüntülerini değiştirmeye lar işçilerin madenciliğe uyumunu
kirse zorla değiştirilmeli, ücretleri kalkışmadılar. Söz konusu işletme- kolaylaştırıyordu. Tarımda kullan-
artırılmalı, aileleri ile birlikte ikamet ler, aralarındaki işbirliği sonucu dıkları belirli iş aletleri ve beceri-
edecekleri amele köyleri yaratılma- piyasadaki kömür fiyatlarını yüksek leri madenciliğe uygundu. Tarımda
lıydı.11 Sermayenin, işçilerin iş ve iş tutup kârlarını koruyorlardı.12 Çeşitli gelirin çalışma süresine göre değil
dışı yaşamlarını şekillendirilebilmesi kömür havzalarındaki mekanizasyon ürün miktarına göre belirlenme-
için, yarattığı mekânlara kendisini eğilimlerine rağmen, Zonguldak hav- si gibi, ocaklarda da işçi ücretleri
tabi kılması gerekiyordu. zası ocaklarında böyle bir girişimleri zamana bağlı olarak değil, çıkarı-
yoktu. Havza madenlerinin jeolojik lan kömür miktarına göre belirleni-
Ancak amele köyleri projeleri koşulları mekanizasyona elverişli yordu. Araba kesenesi denilen bu 61
1930’ların sonlarına kadar ilgi gör- olmamakla beraber, sınırlı iç talep, ücretlendirme yöntemiyle maden
işletmecileri çalışma sürecini disip- süren bağları işgücü arzını zirai dön- geldi.16 Devlet, havzadaki sermaye
line etmek üzere ek idari kadrolar gülerin ve yerel aracıların kontrolü- kompozisyonunu, üretim koşullarını
kullanmak zorunda kalmıyor, eksik ne bırakıyor, bu ise emeğin mekânı ve kömür piyasasını kamu ihtiyaç-
üretim durumunda yevmiye kesinti- olan köyü sermayenin mekânı olan larına göre düzenlemek üzere bir
leri ile işçileri disipline ediyordu.14 madenlerden görece özerk kıldığı dizi girişimde bulundu. Bunlardan
gibi, köye sermayenin değişen ihti- en önemlisi, Ereğli şirketinin 1936‘da
EMEK TARİHİ
İşçilerin civar köylerde yerleşik yaçlarına direnme potansiyeli de satın alınarak Etibank’a devri ve
olmasından dolayı, işletmeler kömür veriyordu. Ereğli Kömürleri İşletmesi’nin kuru-
1930’ların ikinci yarısında havzada önemli bir işgücü açığı oluşmuştu.
İşçilerin iyi geçen hasat sonrasında madenlere ilgi göstermemesi işgücü arzını
istikrarsızlaştırıyor, işçi ücretleri yükseliyordu. İş Bankası şirketlerinden
Türk-İş Genel Direktörü Esat Kerimol’un deyişiyle, şirketlerin işçi rekabeti ameleyi
şımartmış, ücretleri artırmış ve iş disiplinini bozmuştu.
Yakın köylerden luşu ile Etibank’ın havzaya doğrudan
işçiler ocaklara
günübirlik gelip işletmeci olarak girmesiydi. 1930’lar,
giderken, maden işçiliğini çekici hale getirmek
uzaktan gelenler
çalışma süreleri ve işgücü arzını artırmak amacıy-
boyunca la bir dizi sosyal politika uygula-
ocaklar masının da başlatıldığı yıllardı. İş
civarında
yaptıkları Bankası iştiraklerinin havzada baş-
barakalarda lattığı paralı yemek uygulaması ve
kalıyorlardı.
iskân faaliyetleri büyük sermayeli
diğer işletmeler tarafından da uygu-
lanmaya başlandı. 1930’ların ikinci
yarısında üretim bölgelerinde şirket
mahalleleri ve işçi yurtları inşaatları
başladı. Ancak şirketlerin kurduğu
yeni mahalleler maden işçilerinden
çok, yönetici kadrolarla teknik per-
sonel ve memurların yerleşimine
talebindeki dalgalanmaya göre işçi tahsis edildi. İşçiler için ise çalışma
sayısını azaltıp artırma imkânına daimi işçilik sorunu ve devrelerinde bekâr olarak topluca
sahipti. Maden işletmeleri alıcılarla amele köyleri projeleri kalabilecekleri yurt inşaatlarına baş-
önceden yaptıkları satış sözleşme- landı.17
1930’ların ortalarına kadar kömürün
leri uyarınca üretim miktarını ve
üretim ve piyasa koşullarıyla havza
gereken işçi sayısını öngörebiliyor- Öte yandan, işçilerin madenler
köylerinden gelen işçilerin çalışma
lardı. İhtiyaç duyulan dönemlerde civarına yerleştirilmesi tartışmaları
örüntüleri arasındaki uyum, şir-
yeterli sayıda işçiyi köylerden ocak- devam etti. Özellikle 1930’ların ikinci
ketlere ait mekânlarda yaratılacak
lara çekebildikleri sürece üretim yarısından itibaren artan kömür tale-
daimi ve kalifiye bir işçi kitlesini
aksamıyordu. Köylerden ocaklara bi ve üretim baskısı havzada önemli
gereksiz kılmıştı. Ancak 1930’ların
işgücü arzını düzenleyen muhtar, bir işgücü açığı yarattı. İşçilerin iyi
ikinci yarısında piyasa koşulları-
eşraf, amele çavuşu, sevk memuru geçen hasat sonrasında madenlere
nın değişmesi ile birlikte havzadaki
gibi yerel aktörler büyük işletmeler ilgi göstermemesi işgücü arzını istik-
üretim koşullarının ve buna koşut
ya da taşeronlarla yaptıkları anlaş- rarsızlaştırıyor, işçi ücretleri yük-
olarak sermaye ve emek arasındaki
malarla kendilerine bağlı işçileri seliyor, işgücü arzı ile işgücü talebi
ilişkilerin mekânsal yeniden-örgüt-
belirli ocaklara bağlayabiliyorlardı. arasında ortaya çıkan açık, işçiler
lenişi gündeme geldi. 1930’larda
İşçilerin yerel aktörlerle paylaş- lehine işliyordu. İş Bankası şirketle-
uygulanan beş yıllık sanayi planları
tıkları enformel ağlar, işçi arzının rinden Türk-İş Genel Direktörü Esat
ve demiryolu politikaları sonucun-
köylerdeki toplumsal güç ilişkileri Kerimol’un deyişiyle, şirketlerin işçi
62 da, kamu işletmeleri kömür piya-
üzerinden düzenlenmesini sağlıyor- rekabeti ameleyi şımartmış, ücretle-
sasındaki en önemli alıcılar haline
du.15 Öte yandan, işçilerin köyleriyle ri artırmış ve iş disiplinini bozmuş-
TOPLUMSAL TAR‹H 164 AÐUSTOS 2007
tu.18 Üstelik işletmelerin aralarında- şırken aileleri de kendilerine tahsis sınıfsız bir toplum yaratma idealine
ki rekabete son verip işçileri cebri edilecek küçük arazilerde hayvan- uyuyordu, ancak 1930’ların köylü-
yollarla ocaklara bağlama girişimi, cılık ve ziraat yaparak geçimlerini yü köyde tutma tercihine uymuyor-
amele çavuşlarının ameleye 1936 iş kolaylaştıracak ve toprakla bağları- du. 1930’ların siyasi seçkinleri, 19.
yasasına atfen sözleşme özgürlü- nı sürdüreceklerdi. İşçilerin ziraatle yy sonu Osmanlı Devleti’nin siya-
ğünden bahsedip işletmelerin onları bağlarının sürmesi klasik sanayi işçi- si seçkinleri gibi havzadaki kırsal
istemedikleri ocaklarda çalışmaya lerine dönüşmelerini engelleyecek, toplumsal düzenin sürdürülmesin-
zorlayamayacaklarını söylemeleriyle Avrupa’da olduğu gibi tam zaman- den yanaydı. Amele köyleri projesi
başarısızlığa uğramıştı.19
1930’ların
Emeğin özerk mekânı olan köyler iktisadi
sermaye tarafından şu ya da bu politikası
şekilde kontrol altına alınmadan nitelikli bir işçi
kitlesi yaratmak
işgücü arzının sermayenin ihtiyaç- değil, düşük
larına göre düzenlenmesi olanaklı maliyetli
emek-yoğun
görünmüyordu. Nitekim 1930’ların üretimle uyumlu
ikinci yarısında amele köyleri pro- niteliksiz işgücü
jeleri Etibank yöneticileri tarafın- arzını kontrol
altına alıp
dan yeniden tartışılmaya başlandı.20 istikrarlı hale
1938’de İş Bankası şirketleri ve EKİ, getirmekti.
ocaklar civarında amele mahalle- 1930’larda
leri inşaatı için planlama yapmış- bir işçi
yemekhanesi.
lardı bile. Ancak Avusturya Leopen
Maden Okulu’ndan havzaya davet lı sanayi işçisi kimliğinin oluşması madenlerde çalışan köylünün hare-
edilen Profesör B. Granigg proje- engellenerek keskin sınıf mücade- ket etmesi ve havzadaki kırsal top-
yi çeşitli gerekçelerle uygun bul- lelerinin önü alınacaktı. Granigg’in lumsal düzenin altüst olması demek-
mamıştı.21 Granigg itirazlarını, kırla modeliyle köy, sermayenin mekânı ti. Üstelik sorun nitelikli bir işçi
bağı kopmuş tam zamanlı ücretli tarafından içerlenip özerkliği yok kitlesi yaratmak değil, düşük mali-
sanayi işçisinin Avrupa’da toplum- edilecek ve sermayenin ihtiyaçları yetli emek-yoğun üretimle uyumlu
sal düzen ve istikrarı tehdit eden doğrultusunda yeniden üretilecekti. niteliksiz işgücü arzını kontrol altına
radikalliği ve örgütlü mücadelesi ile İşçilere amele şehrinde ev ve tarla alıp istikrarlı hale getirmekti.
ilişkilendiriyor, havzada sermayenin veren işletme ile işçi arasındaki iliş-
kendi eliyle bu tip bir işçi kütle- ki, köy ağası ile topraksız köylü ara- Dönemin siyasi seçkinleri Granigg
si yaratmasının tehlikelerine işaret sındaki paternalist ilişkinin sanayiye projesini ve benzeri amele köyle-
ediyordu. Klasik işçileşme modelini uyarlanışı olarak yorumlanabilir. ri projelerini hayata geçirmediler.
eleştiren Granigg, havza işçilerinin Granigg’in amele şehrinde sunulan Başbakan Refik Saydam, 1939 sonba-
kırla ve tarımsal üretimle bağlarını tüm imkânlar işletmelere paternalist harında havzada maden işletmeleri-
sürdürmelerini öneriyordu. Aslında bir görünüm verirken, aslında işçile- nin yetkilileri ile yaptığı toplantıda
köylerinde zirai faaliyetlerini sürdü- rin aileleriyle birlikte moral disiplin amele köyleri projesine ve işçile-
ren maden işçileri Granigg’in ideal altına alınmasını ve sadık işçilere rin köylerinden koparılması fikrine
modeline uyuyordu. Ancak köy- dönüşmesini sağlayacaktı. İş ve iş oldukça temkinli yaklaşmıştı. EKİ
ler, emeğin kontrolü altında olan dışı yaşamlarının her anında işlet- Genel Müdürü Ergene’nin, “Bizim
mekânlardı. Sermayenin ihtiyaçla- melere bağımlı hale gelen işçiler ve gitmek istediğimiz hedef şudur.
rına uygun, daimi ve uysal bir işçi aileleri için işi terk etmek ya da işlet- Ocaklara civar köy halkı zürradır,
kitlesi yaratmanın yolu ise işçileri menin dayattığı kurallara uymamak yedi, sekiz bin ev yapmak lazımdır.
emeğin mekânından kopartıp, ser- demek, “evi” terk etmek demekti.22 Bu iş on beş senelik iştir. Bizim
mayenin şekillendirdiği yeni mekân- gitmek istediğimiz köydür,” ifadesi-
lara kapatmaktı. Granigg’e göre,
alternatif bir mekân ne Saydam’ın yanıtı, “On beş sene-
işletmelerin sunduğu geçim ve iskân
projesi: köyleri yol ağları ye kadar yavaş yavaş gideceksiniz.
olanaklarına bağımlı hale gelen işçi- ile ocaklara bağlamak Köye şimdilik ilişmeyelim,” olmuş-
ler yaşamlarını sürdürebilmek için Granigg projesi siyasi, sosyal ve eko- tu.23 Amele köyleri gibi yeni yerleşim
işletmelerin öngördüğü kurallara nomik boyutları ile tek parti dönemi alanları havzadaki mevcut sosyal
tabi olmayı kabul edeceklerdi. siyasi seçkinlerinin kentleşmeden ve ekonomik düzeni altüst edebilir,
sanayi tesisleri kurma, işçileşmeden köylerinden kopmak istemeyen işçi-
Granigg bu doğrultuda, Filyos ile işçi kütlesi yaratma, emek-serma- lerin direnişini doğurabilir, dahası,
Çaycuma arasındaki ovada işçile- ye ilişkilerinde devletin ana düzen- işçilerin amele köylerindeki toplu
rin aileleri ile iskân edilebileceği leyici olduğu, sınıf mücadeleleri- yaşamları, iş ve iş dışı alanlarda
büyük bir amele şehri kurulmasını kader birliği etmeleri kimliklerini ve 63
ni dışlayan kaynaşmış, imtiyazsız,
öneriyordu. İşçiler madenlerde çalı- mücadelelerini ortak sınıfsal konum-
larına göre tanımlamalarına ve kes- ci köylerini yol ağlarıyla ocaklara ri 14.300 evin yapımı yer alıyordu.
kin sınıf mücadelelerine yol açabilir- bağlamak. Zonguldak milletvekilleri, Köylerde yaşayan işçilerin ocaklara
di. Nitekim bu tip projelerin zorluğu CHP Genel Sekreterliği’ne sunduk- ulaşımı şose ve demiryolu bağlan-
daha ilk adımda tecrübe edilmişti. ları teftiş raporlarında havza köy- tıları ile sağlanacaktı. Plan nitelikli
EKİ, Gelik ve Karadon ocakları işçi- lerinin maden ocaklarına şoselerle işçilerin iskânı ile sınırlı olmasına
lerine bir amele köyü inşa etmek için bağlanmasını ve işçi naklinin otobüs karşın, Başbakanlık Murakabe Heyeti
EMEK TARİHİ
üretim merkezlerinden Kilimli’ye ve kamyonlarla yapılmasını öneri- uzmanları Zonguldak’ta kesif bir işçi
bağlı Cumayanı köyünü istimlak yorlardı. Buna göre Ereğli, Devrek, nüfusu yaratmanın siyasi ve sosyal
etmek üzere valiliğe başvurmuştu. Bartın ve Zonguldak merkez köyleri tehlikelerine bir kez daha işaret edi-
yakın bulundukları üretim bölgeleri- yorlardı.27 1944 yılı planı, 1948 yılında
ne ve ocaklara göre taksim edilecek, Marshall yardımı kapsamında verilen
öte yandan her ocak işletmesi ken- kredi ile hayata geçirildi. Ancak 1944
disine bağlı köylerin sağlık, eğitim, yılındaki hedef kesif bir işçi kitlesi-
kültür ve diğer sosyal ihtiyaçları ile nin yaratacağı sınıf mücadeleleri göz
yakından ilgilenerek maden ocakları önüne alınarak daraltıldı ve 4.000
ile köylerin bütünleşmesini sağlaya- bahçeli evin inşasına karar veril-
caktı. Milletvekillerinin ifadesi ile, di. Böylece işçilerin %25’i, yapılacak
devlet amelenin ve bunların men- EKİ’ye ait daimi ikametgâhlara yer-
sup olduğu köylerin ağalık vazifesini leşecek, köylerde yaşayan işçilerden
yaparak ocaklardaki amele mesele- oluşan %55’lik kısım ulaşım ağları ile
sini kısa zamanda halledecekti.25 ocaklara günübirlik taşınacaktı. Yeni
1938’de Havzaya davet edilen Profesör B. Granigg, amele mahalleleri inşaatı
projesini uygun bulmamıştı. Granigg klasik işçileşme modelini eleştiriyor, havza
işçilerinin kırla ve tarımsal üretimle bağlarını sürdürmelerini öneriyordu. Böylece
işçiler klasik sanayi işçilerine dönüşmeyecek, Avrupa’da olduğu gibi tam zamanlı
sanayi işçisi kimliği oluşmayacak ve keskin sınıf mücadelelerinin önü alınacaktı.
Nitelikli işçilerin Zonguldak milletvekilleri, 1941 yılı Milletvekillerinin önerileri sonra- plan çerçevesinde köye ilişilmeden,
ocaklar civarında havza teftiş raporlarında Cumayanı ki yıllarda Başbakanlık Murakabe kesif bir işçi kitlesi oluşturulmadan,
yaşayabilecek-
leri mekânların sakinlerinin, köylünün, “muhacereti- Heyeti uzmanlarınca yinelendi. %85 oranında bir daimi maden işçisi
yapımını içeren ni ve sefaletini intaç edecek olan bu Uzmanlara göre, amele köyleri için kitlesi yaratılabilecekti.28
amenajman planı yapılacak istimlakin yanı sıra işçile-
kesif bir işçi istimlak işinden yana yakıla şikâyet-
nüfusu te bulunduklarını” belirtiyordu.24 EKİ rin yaşadıkları köylerden koparılma- ücretli iş mükellefiyeti
yaratmanın daha baştan köye ilişmenin yarata- sı önemli sosyal altüst oluşlara yol sonrası eki ve
tehlikeleri havza köylüleri
düşünülerek, cağı direnci tecrübe etmişti. açacaktı. Bunun yerine, uzunluğu
daraltılarak 100 km ve derinliği 50 km olan bir 1947 yılı sonunda havzada ücretli
hayata Nitekim köye ilişmemek sonraki sahaya dağılmış olan amele köyleri-
geçirilebildi. iş mükellefiyetinin kaldırılması ile
yıllarda havzada izlenecek mekân nin yol ağlarıyla ocaklara bağlanma- birlikte serbest iş rejimine geçildi.
1940’larda inşa politikalarının veciz bir ifadesi oldu. sı ve günübirlik taşınması en uygun
edilen işçi
Mükellefiyet öncesinin zirai faaliyet-
yurtları ve Milli Korunma Kanunu ile birlikte yoldu.26 lere göre düzenlenmiş geçici çalışma
şirket evleri. havzada 1940-1947 yılları arasın- örüntüsü, birer aylık çalışma ve din-
da uygulanan iş mükellefiyeti ile, 1940’lı yıllarda havzada uygula- lenme döngülerine dayalı rotasyonlu
havza köylüleri bir kez daha ocaklar- nan iki amenajman planı, nitelik- bir çalışma düzeni ve köylerle ocakla-
da yasa zoruyla çalıştırıldılar. 1940 li ve niteliksiz işgücünü disipline rı birbirine bağlayan ulaşım ağları ile
yılında havzanın devletleştirilmesini edip daimileştirerek havzanın işgücü disipline edildi. Çeşitli sosyal politika
takiben, amele köyleri kurma fikri sorununu çözmeye yönelik iki fark- tedbirleri ile maden işçiliği cazip hale
havza yetkililerinin gündeminden lı mekânsal düzenleme izledi. 1944 getirilmeye çalışıldı. EKİ, işçilerin
düştü. Bunun yerine geçici çalışma yılı amenajman planında ustabaşı, düzenli çalışmasını ve maden işçiliği-
örüntüsünün disipline edilmesi ve teknisyen, şef gibi nitelikli işçiler ve ni bir meslek olarak benimsemelerini
köylerden işgücü akışının düzenli yeraltı üretim sürecinin ana unsuru teşvik amacı ile uzun süreli çalışan
64 hale getirilmesi için farklı bir mekân olan kazmacıların ocaklar civarında işçilere bedelsiz giysi, ayakkabı ve
projesi benimsendi: Mevcut maden- aileleri ile birlikte yaşayabilecekle-
TOPLUMSAL TAR‹H 164 AÐUSTOS 2007
bez dağıtımına başladı. Ek olarak emek-yoğun üretimin daha sonraki etkileşim içinde akışkan ve dinamik
devam primi, çocuk primi gibi öde- yıllarda da sürmesini kolaylaştırdı. bir aktör olduğu göz önüne alınırsa,
melerle devamlı çalışmayı özendirdi. Yeraltı işçilerinin geniş bir alana farklı toplumsal aktörler arasındaki
İşçi istihdamında etkin olan yerel dağılmış birbirinden bağımsız köy- mücadeleler sonucu her defasında
aktörler ise EKİ bünyesinde kuru- lerde yaşamaları tek parti dönemi yeniden üretildiği ve temellük edil-
lan İş ve İşçi Müdürlüğü denetimine siyasi seçkinlerinin çokça korktuğu, meye direndiği düşünülebilir. Havza
alınarak disipline edildiler. EKİ’ye kimliklerini maden işçiliği deneyimi köylerinin 1950’ler sonrasında emek
köylerden işçi sağlayan eski aracılar, üzerinden tanımlayan, ortak yaşa- ile sermaye ve emeğin farklı katman-
buldukları işçilerin sayısı ve çalışma ma ve çalışma deneyimlerini daya- ları arasında ne tip ilişkiler ürettiği,
sürelerine göre prime bağlandılar. nışmaya dönüştürebilecek kesif bir
Böylece EKİ ocaklara işçi sağlayan maden işçi kitlesinin ve güçlü bir
yerel-enformel ilişki ağlarını da kon- işçi örgütlenmesinin oluşumunu
trolü altına aldı.29 sınırladı. İşgücü piyasasının farklı
basamaklarına yerleştirilen binlerce
EKİ, 1940’ların sonlarında nitelikli maden işçisinin işgücü piyasasındaki
ve niteliksiz işçilere yönelik iki farklı hiyerarşik konumları, bölgesel köken
mekân düzenlemesi ve çeşitli sos- ve mekânsal ayrışmalarla kalıcı hale
yal politika uygulamaları ile havzada getirilirdi.30
daimi, istikrarlı ve uysal bir maden
işçisi topluluğu yaratmaya çalıştı. Öte yandan, örgütlü sendikal müca-
Devlet, niteliksiz işgücünü köylerde deleler dışında kalan binlerce işçinin
tutarak bir yandan mevcut toplum- yürüttüğü gündelik mücadele biçim-
sal dokuyu korudu, diğer yandan da lerini, enformel dayanışma ve örgüt- ne tip mücadelelerin mekânı olduğu EKİ, 1940’ların
ise bir başka araştırma gerektiriyor. sonlarında
işgücü arzını disipline etti. Böylece lenme ağlarını işçi mücadelelerinin nitelikli ve
havza köyleri devlete ucuz ve örgüt- farklı formları olarak tanımlamak nurşen gürboğa niteliksiz
marmara üniversitesi, siyaset bilimi ve işçilere yönelik
süz işgücü ve sorun yaratmayan bir mücadele kavrayışımızı genişlete- uluslararası ilişkiler bölümü iki farklı mekân
işçi kitlesi temin etti. Ucuz işgücü, bilir. Mekânın toplumsal ilişkilerle düzenlemesi ve
çeşitli sosyal
politika
uygulamaları ile
havzada daimi,
dipnotlar için bkz. H. Avni, İstanbul Ticaret ve Sanayi gazetesi, 28 Son kanun 1936; Sadrettin Enver.
istikrarlı ve
1 Kapitalizmin mekânsal bir sistem olarak işleyişi Odası 1926-1927-1928 Seneleri Faaliyet ve Zonguldak Kömür Havzamız, Etibank Yayını,
uysal bir maden
ve mekânın emek sermaye ilişkileri tarafından Muamelatına Ait Umumi Rapor, İstanbul: s. 79-80.
İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Neşriyatı, 1934, 18 M.T.A. Arşivi, Rapor No. 1564.
işçisi
düzenlenişine ilişkin bir tartışma için bkz. Andrew
s. 435-436. İktisat Vekaletine 1927’de sunulan bir 19 BCA, 4.12.1939, Katalog No. 30..1.0.0 /2.11..3. topluluğu
Herod,” Workers, Space, and Labor Geography,”
International Labor and Working-Class History, rapor için bkz., M.T.A. Arşivi, Rapor No. 1272, s. 20 BCA, 4 İlk Kanun 1938, Katalog No. 030.. 10../ 174.. yaratmaya
No. 64, Fall 2003. 49. Ayrıca Sanayi 1930 tarihli Sanayi Kongresi’nde 206.. 2. çalıştı.
2 Zonguldak kömür havzasının kömür üretimi havza ile ilgili sunulan raporlar için bkz. Milli 21 Granigg’in raporu için bkz. M.T.A. Arşivi, Rapor
öncesi görünümü ve kömür üretimi ile yaşadığı İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, Sanayi Kongresi, No. 1561. E.K.İ maden
mekânsal dönüşüm için bkz. Donald Quataert, Raporlar-Kararlar-Zabıtlar, Ankara, 1930, s. 22 Sanayi paternalizminin ve şirket kasabalarının işçileri bir
Miners and the State in the Ottoman Empire, 431-432. Son olarak ABD’den Türkiye Ekonomisi bir değerlendirmesi için bkz. Reid, Donald. ulusal
The Zonguldak Coalfield 1822-1920, New York hakkında incelemeler yapmak üzere davet edilen “Industrial Paternalism: Discourse and Practice bayramda
Oxford: Berghahn Books, 2006, s. 20-27. uzmanların önerileri için bkz. Hines, Walker D. in Nineteenth Century French Mining and gösteri
3 Yurt Ansiklopedisi. Zonguldak, Cilt 10. İstanbul: ve Arkadaşları, Türkiye’nin İktisadi Bakımdan Metallurgy.” Comparative Studies in Society and yaparken,
Anadolu Yayıncılık A.Ş.,1982-1983-1984, s. 7726. Umumi Bir Tetkiki 1933-1934, Ankara: Köy History 27, no. 4 (Oct. 1985), s. 579-607. 1940’ların sonu.
4 Quataert, s. 3-54. Öğretmeni Basımevi, 1936, Kitap I., Cilt 1,2, s. 107- 23 BCA, 4.12.1939, Katalog No. 30..1.0.0 /2.11..3.
5 age, s. 52-63. 108. 24 BCA, 20.1.1942, Katalog No. 490..1.0.0 /721.467..1
6 Yerleşim birimlerinin ortaya çıkışı ve maden 12 Havzadaki büyük yerli ve yabancı sermayenin 25 BCA, 20.1.1942, Katalog No. 490..1.0.0 /721.467..1.
işletmelerinin geçici işçilerle nitelikli işçiler, idari piyasadaki fiyat denetimleri ve yüksek kârları ve BCA, 3.12.1942, Katalog No: 490.1.0.0 /722.470..1.
ve teknik kadrolar için inşa ettiği evler ve yurtlar için bkz. Vedat Nedim Tör, “Kömürde Devletçilik,” 26 Başbakanlık Umumi Murakabe Heyeti (bundan
için bkz. age, s. 81-88. Kadro 3, No. 25, (İkinci Kanun, 1934), Tıpkı Basım sonra BUMH), Etibank Ereğli Kömürleri İşletmesi
7 M.T.A. (Maden Tetkik Atama Enstitüsü) Arşivi, A.İ.T.A., Van, No. 34, Ankara 1980 içinde, s. 14. Müessesesi 1944 Yılı Umumi Murakabe Heyeti
Rapor No. 1272, Yıl 1927, s. 41-47. 13 Havzada 1925 yılındaki üretim koşulları için Raporu, s. 139.
8 İşçilerin ocaklar civarındaki yaşam koşulları için bkz. “Ereğli Zonguldak Kömür Havzası,” Meslek 27 BUMH, Etibank Ereğli Kömürleri İşletmesi
bkz. Yusuf Akçura Bey’in 1925 yılında TBMM bütçe gazetesi, sayı 13 ve 17, İstanbul, 1925. 1920’ler ve Müessesesi 1947 Yılı Raporu, s. 23 ve BUMH,
görüşmeleri sırasında yaptığı konuşma, TBMM 1930’lardaki teknoloji düzeyi için bkz. Yersel, age, Etibank Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesi
Zabıt Ceridesi, Cilt 15, Devre 2, İçtima Senesi s.14 1949 Yılı Raporu, s. 33-71.
2, 1976, s. 553. ve Kadri Yersel, Madencilikte 14 Yeraltı üretim işçilerinin tabi olduğu 28 1944 Yılı Umumi Amenajman Projesi ve 1948
Bir Ömür Anılar Görüşler, İstanbul: Maden ücretlendirme yöntemleri için bkz.: Meslek, no. yılı tadili için Özeken, “Türkiye Sanayinde
Mühendisleri Odası, 1989, s. 12 ve 21. 17 ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet İşçiyi Barındırma Problemi”, Sosyal Siyaset
9 1921 yılında yasallaşan 151 numaralı “Ereğli havza-i Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Konferansları, III. Kitap, s. 103-130.
fahmiyesi maden amelesinin hukukuna müteallik (bundan sonra BCA), 4.12.1939, Katalog No. 29 EKİ’nin iş mükellefiyeti sonrası izlediği sosyal
kanun”un çeşitli maddeleri, madencilere işçilerin 30..1.0.0/ 2.11..3. politikalar ve istihdam yöntemleri için bkz. BUMH,
yaşam koşullarını iyileştirici yükümlülükler 15 Köylerden ocaklara işçi arzını düzenleyen yerel Etibank Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesi
getiriyordu. Kanunun tam metni için bkz. Mustafa aktörler için bkz. BCA, 4.12.1939, Katalog No. 1948 Yılı Raporu, s. 25-26, 53 ve EKİ, 1949 Senesi
Nuri Anıl, Nejdet Merey. Türkiye’de Maden 30..1.0.0/ 2.11..3. Faaliyet Raporu, s. 33.
Mevzuatı. Cilt II, İstanbul, 1942, s. 161-163. 16 Beş Yıllık Sanayi Planları ve yeni kamu 30 Havzada 1980’ler öncesi sendikal örgütlenmenin
Kanunun havzada çalışma ve yaşam koşullarını işletmelerinin kömür tüketimindeki payları için özellikleri, daimi ve rotasyonlu işçilerin sendika
iyileştirmediğini, Yusuf Akçura’nın 1925 tarihli bkz. Ahmet Ali Özeken, Türkiye Kömür Ekonomisi ile ilişkileri ve işçi hareketleri için bkz. Delvin
havza seyahatinden izlenimleri örnekliyor. Bkz. Tarihi, İstanbul: İÜİF Yayını, 1955, s. 53-59. Roy, “Labor and Trade Unionism in Turkey: The
age. 17 Bu yıllarda yapılan mahalleler ve işçi yurtları için Ereğli Coalmines.” Middle Eastern Studies 12, no. 65
10 M.T.A. Arşivi, Rapor No. 1272, s. 49. bkz. Kozlu Kömür İşleri Türk Anonim Şirketi, İdare 3. (October 1976).
11 İstanbul Sanayi ve Ticaret Odası’nın raporu Meclisi Raporu, Ankara, 1936, s. 2; Zonguldak