Academia.edu no longer supports Internet Explorer.
To browse Academia.edu and the wider internet faster and more securely, please take a few seconds to upgrade your browser.
…
11 pages
1 file
Modern Bir Meddah Olarak Cem Yılmaz, 2025
Cem Yılmaz'ın stand up gösterilerini inceleyen bu tezin konusu modern meddahlık geleneği. Eski zamanlarda meddahlar hikayelerini Osmanlı sarayında, kasabalarda ve kahvehanelerde anlatırlardı. Meddah, olayları canlandırırken sahne veya yüksek bir yere çıkar eline değnek ya da benzeri bir eşya alıp seyircinin dikkatini kendi üzerine toplar. Hayvan türü taklitleri sergilerken sesini değiştirebilmek için de mendil kullanır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde İstanbul ve Anadolu’daki meddahlardan bahseder. Bunlar Hz. Ali, Hz. Hamza ve Battal gazidir. Çelebi, yazısında meddahların devletten halka haber ilettiklerini de belirtmiştir. Kavuk geleneği; kel Hasan Efendi ilk kavuk sahibi meddahımızdır. Kel Hasan Efendi Cumhuriyet döneminde tulûat tiyatrosunun son temsilcisi olan İsmail Dümbüllüyü yetiştirmiş ve böylelikle kavuk geleneğini başlatmıştır. Daha sonra kavuk sırayla önce Münir Özkul’a sonra Ferhan Şensoy’a oradan Rasim Öztekin’e en son Şevket Çoruh’a devredilmiştir. Meddahlığa tek adamlı tiyatro ismi de verilebilir. Geçmişten bu yana birçok zorluklarla mücadele etmiş olan tiyatro aynı zamanda mezhepsel sorunlara, baskılara, ekonomik sıkıntılara, gerginliklere ve kısıtlamalara maruz kalmıştır. Türkiye'de mizah yapmak oldukça meşakkatlidir. Bu işi layıkıyla başarabilenler çok az sayıdadır. Cem Yılmaz kendini toplama kabullendirmiş gencinden yaşlısına büyük saygı, ilgi ve sevgi görmüş bir aktördür. Kariyerine karikatürist olarak başlamış daha sonrasında stand up gösterileri ve filmlerle devam etmiştir. Üniversite yıllarında dönemin en fazla ilgi gören “Leman” adlı dergisinde çalışmaya başlamış zaman buldukça da sahne şovlarını sergilemiştir. Böylelikle de eskide kalan meddahlık geleneğini yavaş yavaş günümüze taşımıştır
Hikâye anlatma, Türk halk kültüründe yüzyıllar boyu devam eden bir gelenektir. Bu hikâyeler, çoğu zaman insanların hayatlarından alınan kesitler, tarihi olaylar, dini vakalar vb. birçok konuyu içermektedir. Bu hikâye anlatma geleneği, Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan coğrafyada yüzyıllar boyunca gelişerek ve yeniliklere ayak uydurarak ilerlemiştir. Gelişmelere ayak uydurarak ilerleyen hikâyecilik geleneği, modern hayata geçişle birlikte iz ve etkilerini görsel sanatlarda da göstermiştir. Zaten halkın içinde gelişen bütün her şey, kendini mutlaka bir şekilde o günkü şartlara uydurarak varlığını sürdürmeye ve ilerlemeye çalışır. Bu bildiride de bunun örneklerinden birisi olan meddahlık geleneğinin tarihi gelişiminden bahsedilerek yüzyıllar içinde meddah hikâyelerinin anlatıldığı ortamlar, anlatıcıları, dinleyicileri, konuları ve işlevleri hakkında bilgiler verilecektir. Bu bilgilendirmeden sonra söz konusu geleneğin günümüze yansıyan bir örneği olan 2002 yılında yayınlanmaya başlayan “Ekmek Teknesi” adlı dizideki hikâyeci/muhabbet erbabı “Heredot Cevdet” karakteri, meddahlık geleneğinin günümüzdeki yansıma ve uzantıları açısından ele alınacaktır. Bu yansıma ve uzantılar, anlatı tipindeki, dinleyicideki, anlatım ortamındaki, konu ve işlevdeki değişimler göz önünde tutularak tespit edilip yorumlanacaktır. Bildiriden amaç, bir dizideki anlatıcı/hikâyeci tipinden yola çıkarak geleneğin kendisini güncelleme ve var kılma çabasını ortaya koymaktır.
Bianet, 2004
Ertuğrul Özkök Yeterince Modern mi? https://bianet.org/yazi/ertugrul-ozkok-yeterince-modern-mi-29935
Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2018
Türk karikatürünün öncü isimlerinden Cemil Cem, II. Meşrutiyet Dönemi’nde çizdiği karikatürler ve yayımladığı Cem mizah dergisiyle ünlenmiş; bu dönemdeki eserleri ona “Üstad” ve “Türk Karikatürünün Babası” sıfatlarını kazandırmıştır. Ancak Sanatçı, 1912 yılında Cem dergisinin kapanmasıyla birlikte uzun bir suskunluk devresine girmiş, bu suskunluğunu bozması ise 1927 yılında gerçekleşmiştir. 1927’de Cem dergisini yeniden yayımlayan Sanatçı, Cumhuriyet rejiminin getirdiği coşkuya katılmıştır. Bu süreçte ülkesine ve yeni rejime karikatür sanatıyla hizmet etme niyetindedir. Ancak karikatürleri kısa sürede tepki çekmiş, Cem davalarla ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmıştır. 1928’de dergisinin yayınını durduran Cem, yaklaşık dört ay sonra, Harf İnkılâbının ardından şansını yeniden denemiş, bu girişimi Hükümet tarafından da desteklenmiştir. Ne var ki bu girişim de uzun sürmez ve Cem dergisi 1929 yılının Mayıs ayında okuyucularına son kez veda etmiş, bundan sonra Cemil Cem karikatür sanatıyla yollarını ayırmıştır. Cemil Cem, one of the most notable names of the Turkish caricature, gained reputation with his cartoons and his magazine Cem during The Second Constitutional Period in the Ottoman Empire. His published Works in this period help him acquire titles such as the Master” and “the father of the Turkish caricature”. However the Artist entered a long period of silence with the closure of his magazine in 1912, after 15 years in 1927, he started re-circulating his cartoons. In 1927, he participated in the enthusiasm that the Republican Regime brought with his republished magazine Cem. In this process he aimed at serving his country and the new regime with his works. But his caricatures got a serious reaction and he had to face with cases and even imprisonment. Therefore before long, he stopped publishing his magazine in 1928. Four months after the Letter Revolution he tried his chance again. This time his initiatives and works also supported by the Government. However he failed one more time and in May 1929 he closed the magazine and abandoned the art of caricature.
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 2014
Cemil Meriç, Türk düşünce dünyasında önemli rol oynamış büyük bir irfan adamıdır. Batı düşüncesine olduğu kadar Doğu düşüncesine de onun kadar kucak açan, düzyazıya şiir dilini onun kadar başarıyla aktaran, insanları ve düşünceleri tarif ederken onun kadar orijinal terkipler öneren başka birini bulmak zordur. Bu çalışmada, bir çağın vicdanı olma derdindeki bu münzevi düşünce adamının hayatı ve kişiliği hakkında bilgi verilmekte, eserleri üzerinde bir gezinti yapılmaktadır.
Mimarlık, 2002
FULL REFERENCE: (2002) “Cinnah 19”: Ütopik Mi Gerçek Modern Mi?, Mimarlık, n: 304, April 2002; 18-21. REPRINTED IN: (2002) MODERNİN SAATİ: 20. Yüzyılda Modernleşme ve Demokratikleşme Pratiğinde Mimarlar, Kamusal Mekan ve Konut Mimarlığı, Preface: Uğur Tanyeli, Mimarlar Derneği 1927 and Boyut Yayıncılık; September 2002, İstanbul. (ISBN 975-96041-7-5; 263 pages) Fourth Printing: 2023 [ Reviewed by Sibel Bozdoğan (2004) “Modernin Saati” / The Hour of the Modern, Architectural Historians, v: 63, n: 1, March 2004; 116-119.]
Modernizm, Modernite, Kuantum Kuramı, Matematik Felsefesi, Modern Felsefe, Mimarlık, Paradigma, Değişim, Gödel Teoremi, Belirsizlik İlkesi, Görelilik Kuramı, Ütopya, Distopya, Tarih Felsefesi, Bilim Felsefesi, Modern Mimarlık, Modern Paradigmalar, Yapısalcılık, Yapı Sökümü, Post- Yapısalcılık, Post-Modern
Türklük Bilimi Araştırmaları, 2008
Türk Dili Dergisi
Önsöz Modernlik ve modernite, son yılların popüler kavramlarından biri olmuş durumda. Üzerinde çok düşünülüp derinlemesine tahliller yapılamasa da, konuşulmaya halen devam edilmekte. Kavramların tahlili fikir sahipleri ve ideolojik düşünenler için çok önemlidir, her kavram devşirilmesiyle birlikte, hayata müdahil olmaya ve yaşam şeklini dönüştürmeye başlar. Dolayısıyla algılarımızdan başlayan bu değişim, dikkatli olunmazsa kişinin inandığı ilkelerine olan samimiyetine olmuşuz etki eder ve zamanla da tevilini, tevilin ardından tahrifine yol açar. Özellikle Müslümanların iki yüzyıldır, düşüncelerindeki donukluk ve yeni bir versiyon üretememe, batının dayattığı kavramların ve onların yol açtığı tahrifin önünde duramamalarına yol açmış, bin yıldır sürekli etken ve etkileyen, sunan ve dönüştüren olan Müslümanlar son iki yüzyılda, adeta nehirlerin tersine akmasına benzer bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu gün Modern Dünya nedir şeklinde bir soruyla araştırma yapılsa, kesinlikle derinlemesine bir tahlille karşılaşmayız ve cevaplar tamamen modernliğin asıl yapmak istediğinden ve yapmakta olduğundan uzak olacaktır. Müthiş bir taklit hastalığına kapılan doğu dünyası, batının kendisine sunduğu altın kadehteki hoş görünümlü ve etkisi onlarca yıl sonra beliren zehri hiç soluk almadan içmektedir. Bu nedir diye herhangi bir soruyu sorma ihtiyacını bile duymayan edilgen insanlar topluluğu, işbirlikçi kılavuzlarla birlikte yoluna devam etmekte.

Loading Preview
Sorry, preview is currently unavailable. You can download the paper by clicking the button above.